Erdal Özyağcılar’dan samimi açıklamalar: “Kıymetli olmak ünlü olmaktan daha değerli”
'Şam'Piyonlar-Satrancın Gizemli Taşları' filminde başrol oynayan Erdal Özyağcılar, 55 yıllık oyunculuk kariyerinde şöhretle ilişkisini anlattı: "Müşfik Kenter'in dediği gibi önce iyi insan sonra iyi aktör olmaya çalıştım. En nefret ettiğim şey kibir. Fotoğraf çektirmek, sohbet etmek isteyenleri kırmadım. Ayvacık pazarında beni tanımayan yok. Yaşamın içinde olmak lazım. O zaman insanlar seni kendine yakın görüyor, onların kıymetlisi oluyorsun. Kıymetli olmak benim için çok daha değerli"'
Şam'Piyonlar-Satrancın Gizemli Taşları'nın başrol oyuncularından Erdal Özyağcılar ile bir araya geldik. Filmde torununa satranç öğreten eski bir satranç şampiyonunu dedeyi canlandıran Özyağcılar, film ve kariyeri ile ilgili samimi açıklamalar yaptı.
Çocuklara satrancı sevdirme açısından sosyal sorumluluk projesi gibi geliyor. Sosyal medyanın etkisiyle telefon tablet kullanımının çok küçük yaşlara düştüğü günümüzde, satrancın önemine değinen bir filmde yer almaktan mutluyum. Satranç, ihtimaller düşündüren, birkaç hamle sonrasını hesap etmeyi sağlayan ve bu sayede beyinin düşünce yapısına doğrudan etki eden bir oyun. Animasyonu, teknolojiyi satrançla birleştiren çok güzel sıcak bir aile filmi oldu.
Ben daha önce bir çocuk filminde oynamadım. Ama tiyatrodayken çocuk oyunlarını çok severdim. Çocuk oyunlarında oynadım şehir tiyatrosunda çalışırken. Bu anlamda filmin benim için özel bir yeri var.
'Hakkı Bey', eski bir satranç şampiyonu. Oğlunu da satranç şampiyonu yapmak istiyor fakat oğlu futbolcu oluyor. Bu sebeple baba kırılıyor ve ilişkileri kesiliyor. İkisi arasındaki köprüyü hala sağlıyor. Ezo Sunal oynuyor halayı da. Fazla insan sevmiyor, kendini kapamış bir adam. Hala satranç sevdalısı. Torununun satranca olan ilgisini keşfedince ona satranç öğretmeye başlıyor ve onu şampiyonaya hazırlıyor.
HİPERAKTİF BİR İNSANIM
Etrafımıza baktığımızda, 8 yaşından itibaren çocukların elinde cep telefonu görüyoruz. Kafalarını kaldırmadan ona bakıyorlar. Telefon, insanları çok cezbediyor. Bugün bir sokağa çıksanız herkesin elinde telefon görürsünüz. Nişantaşı'nda bir kafeye girdim. Herkesin önünde çaylar kahveler ve ellerinde telefon var. Eskiden böyle mekanlarda sohbet edilir, gülünürdü. Bir şeyler anlatılırdı. Artık bu yok. Bu filmdeki küçük çocuk cep telefonunu bir kenara atıp satranç öğrenmek ve şampiyonaya katılmak istiyorsa, bu, çocuklar için güzel bir öğretidir. Çocuklar şu telefondan biraz kurtulup tiyatroya sinemaya gitmeyi, kitap okumayı öğrensinler. Bugün 17-18 yaşında olup da, imkânı olmasına rağmen hiç tiyatroya gitmemiş çocuklar tanıyorum. Bu yüzden bu filmin önemli bir işlevi var. Bütün çocukların izlemesini tavsiye ediyorum.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
"Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır."